|
|
| Yazilika |
| Bu grubu ziyaret et |
Yazar örgütleri ne işe yarar?
İzmirli sanatçı dost Ahmet Günbaş, Eylül 2006 tarihinde kaleme aldığı bir yazısında diyor ki:
"...Telif hakları ,her nedense Türkiye'de popülist şarkıcılarla şarkı sözü yazarlarının sorunu gibi algılanmakta.Ne yazık ki 'bir yazarın telif hakkı'na –ünlüler dışında- duyarsız kalınmakta çoğu zaman.
Örneğin; 'pazarlanmış tanıtım yazarları' çift yanlı ödenek alırken (hem yayınevinden,hem yayın organından),her nedense bağımsız tanıtım yazarlarına tek kuruş ödenmez doğru dürüst! Utana sıkıla anımsatırsın es geçilir.Bunun 'bir emek gaspı' olduğunu belirtirsin,susulur; üstelik o yayın organının kapıları sonsuza değin yüzünüze kapanır.İşin garibi onca yazar örgütünden ses soluk çıkmaz!.."
Metnin tam da burasında takıldım kaldım. Sevgili Günbaş, aslında çok da önemli bir yaraya parmak basıyordu çünkü...
Özellikle sanal ortamdaki denetimsizlikle birlikte artan "eser hırsızlığı" ve "telif" konusunda bu güne kadar hiçbir derneğin, sendikanın, edebi örgütün havanda su dövmekten öteye gittiğini maalesef göremiyoruz.
Bu konuda Türkiye'de üç önemli tüzel kuruluş öne çıkıyor. Bunlardan biri ve ilki TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası), ikincisi TYS'na alternatif olarak kurulan Edebiyatçılar Derneği ve PEN. PEN, uluslararası bir yapılanma biçimi olarak, bu sayılanlar arasında şu an için en faal görüneni...
Ancak, yukarıda adı geçen kurumların hiçbiri derde derman olacak aktiviteye sahip değil. Bu örgütler, asıl amaçlarını ötelemiş, politikaya bulaşarak kısır çekişmelerle zaman kaybeden bir görünüm sergilemekteler.
Peki; bu tüzel kuruluşların üyeleri kim? Yine yazarlar... Amaçları ne? Yazar haklarını korumak, iyileştirmek...
"Alacağına şahin, borcuna karga" bir tavır sergileyen bu örgütler, özel ilişkileri sayesinde -bir nebze de olsa- kendi üyelerinin mağduriyetini giderirken, kendilerinden olmayanı "başının çaresine bakmak üzere" yalnız bırakıyorlar.
Kuruluş amacı yazın emekçilerini desteklemek, arka çıkmak olan edebiyat örgütleri, içsel çekişmelerden dolayı çoğu zaman kendi yazarının hakkını da koruyamıyor elbette. Örgüt liderliğini ele geçirmiş olanlar, yerlerini sağlam tutabilmek için diğer üyelerin ayağını kaydırmaktan, kendi tabanlarını kuvvetlendirmeye çalışmaktan yorgun düşüyor ve sonuçta sözkonusu örgütlerin hemen hepsi "ses var görüntü yok" etkisiz eleman haline geliyor.
Peki yazar, hele hele örgütsüz yazar ne yapacak? Tırnağı varsa, başını kaşıyacak...
Hal böyle olunca, medya devlerinin at koşturduğu yayıncılık dünyasında, ayaklar altında ezilen maalesef "yalnızlaştırılmış" yazarlarımız oluyor. Ekmeğini kalemiyle kazanan yazar taifesinin tek kazanç kapısı "telif"i bir yana bırakın, artık bazı uyanık dergi sahipleri "isimlerini edebiyat dünyasına duyurmak" bahanesiyle genç yetenekleri avutup yazılarını yayımlarken, üste bir de işgaliye parası alıyor. Bu durum karşısında tepki vermesi, onurlu bir duruş sergilemesi gereken yazar örgütleri ise üç maymunu oynuyor. Edebiyat dergilerinin kitap tanıtım bölümleri reklam panosu olmuş, medya kartelinin vitrine çıkmasını istediği yayınlar dışında tüm yazar ve eserlere kapatılmış durumda; yazar örgütleri bunu da görmezden geliyor. Yakın geçmişte bir gazete 40 kadar yazı emekçisinin işine son verdi; adının içinde "sendika" kelimesi geçen de dahil olmak üzere, yihe hiçbir yazar örgütünden tepki gelmiyor.
Yazının bu noktasında güçbirliğinden, yazar örgütlerinin ortak hareket etmesinden vs. bahsedeceğim ama kendi içinde birlik olmayı başaramayan örgütlerin başka kuruluşlarla kolkola hareket etmesini ummak, ütopya ötesi bir şey... Örgütlerin ve yazın emekçilerinin işbirliği yapmasını bir yana bırakın, edebiyat dünyası intihal kavgaları, yararsız polemikler ve çekişmelerle çalkalanıyor.
Oysa yazın işi arınmış yürek, idealist düşünce tarzı gerektirir.
Olan ve olması gereken meydandayken; yazın emekçileri bencillik ve bireysellikten sıyrılıp alternatif bir örgütlenme gerçekleştirerek "olması gerektiği gibi" haklarını koruyup yayınevleri ve diğer benzer ticari kuruluşlar üzerinde baskı unsuru oluşturamaz mı?
Oluşturamaz... Çünkü hiç birimiz, taşın altına elimizi uzatmaya tenezzül etmiyoruz.
Çuvaldızı kendimize batıralım mı?
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazilmistir
2008-03-12 16:59:47 - ...
Yazan: kamuranesenEvet, çuvaldızı kendimize batıralım.Teşekkürler paylaşım için.
Sevgiyle.
Bağlantı - -