|
|
| Yazilika |
| Bu grubu ziyaret et |
Balın Çanağı, Devenin Havudu
Ticaret maharettir. Herkesin altından kalkacağı bir şey değildir. Hele ki iş dünyasına yeni atılıyorsanız...
Her şeyden önce sağlam kapitalinizin olması gerekir. En az 5-6 ay dayanacak ekonomik gücünüz olmalı ki piyasa koşullarına uyum gösterene kadar topu atmayasınız.
Sonra sağlam müşteri portföyü gerektirir. Birine iş yapamazsanız bir başkasıyla açığı kapatabilecek pozisyonda olmalısınız.
Ticari zeka gerektirir... Neyi, nerede ve ne zaman alıp satacağınızı bir satranç oyuncusu ustalığıyla hesaplamalısınız. Tek yanlış hamle sizi mat edebilir.
Ya da....
Allah "yürü ya kulum" der, siz de yürürsünüz. Hatta koşarsınız. Bunun için tek koşul babanızın hükümette aktif görevde olmasıdır. Yalanım varsa ne olayım... Hani o sünnet paraları, gelin takılara falan var ya... Devede kulak aziz okuyucu... Devede kulak...
Şöyle alt alta sıralayalım yerimiz yettiği kadarını isteseniz. Yetmez ya, ne kadar sığarsa artık...
Mesela; sayın başbakanımız RTE'nin mahdumları Ahmet Burak ve Necmettin Bilal bey oğularımız İstanbul'da villa sahibi oldular "yürü ya kulum" denilince. Çok değil, 1 milyon YTL'ye. Sonra Ahmet Burak kardeşimiz % 50 hissesine sahip olduğu MB Denizcilik adında bir şirket kurdu, 18 gün sonra 2 milyon 350 bin USD'ye pırıl pırıl bir kuru yük gemisi sahibi oldu. Bilal kardeşimiz ise cep harçlıklarından biriktirip 261 bin 500 USD'ye ikinci vatanı (yoksa birinci mi.) ABD'de bir "evcik" alıvermişti.
Sevgili Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım beylerin 24 yaşındaki oğulları Erkan bey de denizi ve denizciliği sevenlerden... Kardeşiyle ortak ve 10 bin YTL sermaye ile Derin Denizcilik'i kurdu, 445 bin Avro'luk gemiye sahip oldu. Bu gemiye bilet kesen Santour adlı firmanın Denizcilik İşletmeleri'ne bağlı Ankara feribotunu ihalesiz kiralaması ise konumuz dışı elbette.
Osman Pepe'nin çocukları İsmail ve Mustafa Talha da 9 milyon YTL teşvikle gemi sahibi olmuştu, hatırlıyor musunuz?
Denizi çok seviyorlar çookkk... Ne de olsa "devletin malı deniz..."
Gelelim en büyük ticari dehalardan Maliye Bakanımız Unakıtan'ın akraba-i taallukatına... Sevgili bakanımızın 3 çocuğu ve sevgili zevceleri Ahsen Hanım 2001 yılında AB Gıda SanayiTic. A.Ş.'yi kurdular efendim. Sonra, Unakıtan beyefendinin çocukları Telemobil Bilgi İletişim Hizmetleri San. Tic. A.Ş.'yi de şirketlerine eklediler. Allah daha çok versin, gözümüz yok değil mi? Verdi de zaten... Aynı yıl Mersin limanı özelleştirildi ve limanın 2 milyon dolarcık tutan işletim sistemi ihalesini Telemobil aldı. Limanı özelleştiren kim? Unakıtan... İhaleyi alan kim? Junior Unakıtan'lar... Yeter mi? Yetmeezzz... Doktor kızımız Zeynep Basutçu ve Fatma Unakıtan geçtiğimiz yıl bir de FAB Gıda'yı kurdular.
Maşallah deyin, maşallah...
Bitti mi? Bitmeeezzz... Taşı sıksa suyunu çıkaran Unakıtan ailesi, tam da kuş gribi sırasında taş yerine yumurtayı sıktı ve ticari dehalarını burada da konuşturdular. Ne hikmetse, pastörize yumurtanın KDV'si birden bire % 18'den % 8'e düşüverdi. Hani dedik ya, ticaret biraz da ne zaman ve neyi alıp satacğını bilmektir diye... AB gıda binlerce ton mısır ithal etti, 4 gün sonra artan vergi sayesinde oturduğu yerden % 50 kazandı. Ayakta alkışlamak gerek...
Bu arada bütün bu kazançları sağlayan AB Gıda'nın 2005 yılı için devlete sıfır KDV ödemesi de ayrı bir ticari başarı olarak kayıtlarımıza geçiyor.
Hazinenin Tekel'e makina kiralama işinde ihaleye fesat karıştırılmasıyla ilgili raporda da oğul Unakıtan'ın adı geçiyor ama siz kulak asmayınız... Meyve veren ağaç taşlanır, değil mi?..
Gelelim Çankaya'nın Gül'ü, medar-ı iftiharımız sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Bey'in ergen olmadan ticaret erbabı olan oğullarına... Efendim, Mehmet Emre bey oğlumuz, daha 16 yaşında olmasına rağmen "yürü ya kulum" denilenlerden olmayı başarmış bir evladımız. Arkadaşları sinemaya giderken o yine harçlıklarını biriktirmiş, yememiş içmemiş ve 15 bin YTL sermayeyi bir araya getirince hemen bir şirket kuruvermiş. İnternette elektronik eşyadan mobilyaya, kitaba kadar satmadığı şey yok. Tabii bunun yanında Ankara'nın iki büyük alışveriş merkezindeki Mehmet Emre beyimize ait mısır standları sadece hobi amaçlı, yaz tatillerinde haytalık yapmasın diye...
Bal tutanın parmağını yalamasına çoktan alışmıştık...
Ama bunlar balı çanağıyla, deveyi havuduyla götürüyor gözümüzün içine baka baka.
Düğün takısı mı, sünnet parası mı?..
Geçiniz efendim; lafı bile olmaz!..
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir « Önceki - Sonraki »