|
|
| Yazilika |
| Bu grubu ziyaret et |
DUR ARKADAŞ!..
Aynı yolun yolcusu, aynı hanın bekçisiyiz arkadaş...
Kol kola ya da omuz omuza...
Sen başka türkü tutturursun yol boyunca, ben başka.
Sen başka lisanı konuşursun belki, ben başka...
Ama yolumuz birdir, biliriz. Aynı hedeftir ereğimiz, görürüz.
Çok da kalabalık değildir. Sen, ben, bizim oğlan yürürüz.
Bazen...
Karşıdan gelenler çelme takar birimize, tutar kaldırırız. Önümüzü kesmeye kalkan olursa birlikte yükleniriz. Yıkar geçeriz!..
Gönüllüyüzdür sen, ben, hepimiz. Bununla övünürüz. Bile bile, isteye isteye azıksız çıkınsız baş koymuşuzdur, azmetmişizdir.
Kimimiz emek, kimimiz zaman, kimimiz para... Neyimiz varsa paylaşırız.
...
Ve fakat sen...
Sadece kendi verdiğini görüp diğerlerini yok sayarsan, olmaz arkadaş!..
Dün omuz verip öne çıkardığını bugün yıpratıyorsan...
Desteğini, katkını çekmekle korkutuyorsan...
Sitemlerle kaprislerle sırt çeviriyorsan...
Olmaz...
BİZ’e yakışmaz!..
Yanlış mı? Hepimizde var, insanız.
Ama yanlışa tahammülümüz yok. Çünkü yanlış yapma lüksümüz yok.
Birlikte düzelteceğiz, kimin neresi eğriyse...
Bugün ben öndeysem benim yolumdan, yarın sen öncüysen senin doğrundan...
Yol kıyısına dizilmiş, gözümüzü oymak için bekleyen bunca karga varken; sen-ben diye birbirimizin gözünü oymak ne sana ne bana fayda getirir.
Olsa olsa “AK”babaları sevindirir...
Hesap kesilecekse kesilir günü geldiğinde. Kimsenin kimseden korkusu, kimsenin kaygısı yoktur.
Önce hangisi arkadaş?
Önce yobazın, bölücünün, emperyalist uşakların hesabı mı kesilmeli, yoksa daha yolun başında birbirimizi mi yok etmeli?..
İyi düşün...
Düşünmeden attığın her adım...
Kırk elekten geçirmeden sarfettiğin her lafın...
Üzümünü de yok etmekte, bağcısını da bu bağın!..
İzmirli ne yaptı?..
İzmirli kuyuya
bir taş attı, kırk köşe yazarı çıkaramıyor...
Laikliğinden
demokratlığına, şehrin nüfus dağılımından niçin domates değil de domat dediğine
kadar her şeyi inceliyorlar, irdeliyorlar, bir uzman edasıyla ahkam kesiyorlar:
- - Çünkü
izmir falandır... Biraz da filandır...
İlk kurşunu sıkan
Hasan Tahsin’den ordunun önünde İzmir’e ilk giren Yüzbaşı Şerafettin’in
memleketine kadar neyimiz varsa didik didik ediyorlar.
Bir kısmı
İzmir’in ve İzmirli’nin gavur mu yoksa faşist mi olduğunu çözmeye çalışırken, bir
diğer kısım levantenlere kadar inmiş, savunma telaşında.
Hem nalına hem
mıhına vuranlar da var tabii. “İzmirlinin yaptığı ayıptır ama erken uyarı
sistemidir, dikkate almak gerek...”
Olan ne?
Bir grup malum
şahıs malum örgütün reklamını yapa yapa geçerken kalkmış tepki göstermişler.
Beş kişi de hafif yaralanmış. Bütün mesele bu.
Gülüyor
İzmirli...
Aynı gün oynanan
Beşiktaş Fenerbahçe maçında çıkan kagalarda daha fazla yaralı var. Ama kimse
İstanbulluya ne faşit diyor ne gavur ne de başka birşey.
Bir hafta kadar
sonra memur eyleminde Ankara’da polis ve göstericiler birbirine girdi. Sopalar,
taşlar, şişeler havalarda uçuştu. Bir tek Allahın kulu çıkıp da bunun bir
bölünme işareti olduğunu söylemedi. Ankaralıların soy kütüğünü çıkarmaya
çalışan da olmadı.
Denizli’de 29
Ekim kutlamalarında polisle ADD üyeleri arasında olay çıktığında, 20 Kasım’da
Muğla üniversitesi’nde öğrenciler birbirine girdiğinde, 10 kasım’da
Şanlıurfa’da esnafların ucuza mal satma kavgasında kadınlı erkekli ortalık
savaş alanına döndüğünde de kimsenin gıkı çıkmadı.
Ama bir grup
İzmirli PKK renkleriyle ve teröristbaşının resimleriyle gövde gösterisi yapmaya
çalışan konvoya tepki verince herkes ayaklandı.
Ne yaptı İzmirli?
Konvoya gösterdiği tepkinin devamında birleşip Kadfekale’yi basmaya mı gitti?
Yoksa Gediz’de tespit ettikleri evleri çarpıyla işaretleyip sonra ateşe mi
verdi? Yol kesip kimlik kontrolü yaparak kafa kağıdında Diyarbakır yazanları
katrana mı buladı?
Hayır...
Hazır bir araya
gelmişken bir kısmı Hisarönü’nde kahve içmeye indi, bir kısmı Kordon’da güneş
batırıp bira yudumlamaya...
Olmadı İzmirli...
Sen teröre ve
teröriste taş attın, seni deli sananlar kör kuyulara baktı!..